Hangi hastalıklar oruçla artıyor ?
Safra kesesi taşı olan hastaların özellikle iftarda ve sahurda dikkat etmesi gerekiyor Op.Dr. Nejat Gülgör, “Yemeklerin sindirimi için safra gereklidir. Yemek sonrası safra kesesi kasılır ve içindeki safra on iki parmak bağırsağına püskürtülerek gıdalar safra ile bulaştırılır ve sindirim kolaylaşır. Safra kesesi taşı gibi problemi olan kişilerde, iftarla başlayan ani gıda alımı ile safra kesesinde kasılmalarla şiddetli ağrıya yol açabilecektir. Bu özelikle, yağlı gıdalar, yumurta çikolata ve çerez ile daha da belirgin olabilir”

Beslenme düzeninin bozulması ve az su tüketimi sonucu kabızlık olabileceğini, böyle bir durumda hemoroidal hastalıkların artabileceğini söyleyen Op.Dr. Gülgör, “Bunlardan korunmak için bol su içilmeli, baharatlı yiyecekler tüketilmemeli, çay-kahve içilmemeli, aşırı sıcak ortamlardan kaçınmalı ve bol posalı- lifli gıdalar alınmalı, uzun süre ayakta kalınmamalı veya oturulmamalı, tuvalette aşırı ıkınmamalı”

REFLÜ HASTALARI, İFTAR VE SAHUR SONRASI DİKKAT

İftarda midenin aşırı doldurulmasından sonra uzanmanın reflüyü arttıracağını kaydeden Gülgör, bundan korunmak için az yenmesi ve yemekten sonra en az 3-4 saat yatmamak gerektiğini ifade etti. Gülgör, yatış esnasında yüksek yastık kullanmanın faydalı olabileceğini ayrıca yağlı ve salçalı gıdaların, çikolata, nane, soğan, sarımsak, limon suyu, krema ve soslar, kahve, sigara, asitli ve gazlı içeceklerin de reflüyü arttıracağının unutulmaması gerekiyor .

ORUÇ ÜLSER ŞİKAYETLERİNİ ARTTIRIR

Orucun ülser şikayetlerini de artırabileceğine dikkat çeken Op.Dr. Gülgör, şöyle devam etti:

“Özelikle on iki parmak bağırsak ülserinde, açlık ağrıları, gece uykudan uyandıran ağrılar, yanma ve sırta vuran ağrılar olabilir. Açlık ülser ağrılarını arttırır. Bir şeyler yiyip içmek ağrıyı azaltır. Ramazan ayında ülser şikayetlerinde belirginleşme, ülserin kanama ya da delinmesi gibi komplikasyonlara daha sık rastlanır. Bu nedenle endoskopide ülser saptadığımız hastalarımıza oruç tutmamalarını öneriyoruz. Ayrıca sık ara öğünlerle beslenmelerini, ağrı kesici gibi ilaçlar almamalarını, kola türü asitli gıdalar tüketmemelerini, sigara içmemelerini öneriyoruz.”

Bilgilendirme  için Mesaj atabilirsiniz 


Kolonoskopi öncesi hazırlık nasıldır?
Kolonoskopi işleminden öncesi ideal olan işlemden 3 gün önce posalı gıda alımının kesilmesidir. İşlemin gerçekleştirilmesi acele ise, en azından son gün kesinlikle posalı gıda alınmamalıdır.
Posalı gıda nelerdir? Tüm sebze ve meyve ve salatalar... (YENİLMEMELİDİR)

Neler yenilebilir? Et ve balık, yumurta, bal, süt, pekmez, posasız çorbalar...(YENİLEBİLİR)

İşlemden bir gece önce saat 19:00'da akşam yemeği tarif edildiği şekilde posasız gıdalarla tamamlanır ve bir daha yemek yenilmez. Saat 20:00'de X-M solüsyon 250 ml bir şişe yavaş yavaş içilerek bitirilir. İçimini kolaylaştırmak için ihtiyaç halinde, bu ilaçları su veya meyve suyuna da karıştırarak içebilirsiniz. Saat 21:00 aynı şekilde X-M solüsyon 250 ml bir şişe daha bitirilir. Eğer bulantı olursa daha yavaş içebilirsiniz. İlacı içtikten kısa bir süre kusarsanız ilacı tekrar almanız gerekebilir.  Bu ilaçlar sizi ishal yapacaktır. İşlem saatinden 4 saat öncesine kadar su, meyve suyu, ıhlamur, açık çay gibi posasız içecekleri içebilirsiniz ve susuz kalmamanız için önemli de olabilir. Özellikle yaşlı hastaların susuz kalması önemli problem oluşturabilir. Aşırı susuz kalan riskli hastaların gerekirse hastaneye başvurarak IV (damardan) sıvı desteği gerekebilir.

  • DM (Şeker hastalığı) olanların X-M diyet 250 ml kullanması önerilir.
  • Barsak tıkanıklığı şüphesi olanlarda bu ilaçların kullanımı sakıncalı olabileceği için bu gibi durumlarda mutlaka doktorunuza başvurunuz.
  • Kalp hastalıkları (yetmezlik, koroner arter hastalığı, DM (şeker hastalığı), hipertansiyon... gibi hastalıklar antikoagülan (kan sulandırıcı), SSS ilaçları... gibi ilaç kullanımı olanların mutlaka önceden endoskopi ekibine bildirilmesi gerekmektedir.
  • Aspirin, coumadin, ticlocard... gibi antikoagülan (kan sulandırıcı) ilaçların tercihan 4-7 gün önce kesilmesi gerekmektedir. Mutlaka kan sulandırıcı alması gerekenlerde, gerekirse düşük molekül ağırlıklı heparinlere geçilerek işleme alınabilir. Acil durumlarda bu ilaçların kullanımı esnasında da "riskler kabul edilerek" inceleme yapılabilir.
  • Acil durumlarda veya bilgi almak istediğiniz konularda 0224 233 95 65 veya 444 0 453 no'lu telefondan bilgi alabilirsiniz.
  • Randevunuzun iptali durumunda, yukarıdaki telefon numarasına önceden bilgi vermeniz, sizden sonraki geç saate randevusu olan ve aç bekleyen hastalarımızın haklarının gasp edilmemesi adına önemlidir.

Endoskopi Nedir ?
Endoskopi: Üst GİS

1- (Gastroskopi) ( Üst GİS Endoskopi) Özofagogastroduodenoskopi:

Özofagus (yemek borusu, mide ve duodenum (on iki parmak bağırsağı)’nun incelenmesi işlemidir. Video endoskopi yöntemiyle işlem gerçekleştirilmektedir. Hastanın konforu ve işlemi hatırlamaması için sedasyon anestezisi ile işlem gerçekleştirilmektedir. İşlem öncesi hastanın 8-12 saat süre ile aç olması, işleme engel bir hastalığının bulunmaması gereklidir. Herhangi bir ciddi engel yok ise; hastanın kullandığı aspirin gibi anti koagülan ilaçlar bir hafta önceden kesilmelidir. İşlem esnasında hastalıklı alanlardan veya helikobakter pilori incelemesi için örnek almak mümkündür.
Kimlere üst GİS endoskopi yapılır?
Disfaji (yutma güçlükleri, odinofaji (ağrılı yutma), retrosternal (göğüs kemiği arkasında) ağrı, mide yanması, üst karın ağrıları, bulantı, kusma, iştahsızlık, kilo kaybı, anemi (kansızlık), ülser ve kanser gibi hastalıkların teşhisi ve tedavinin takibinde, çöliak hastalığı şüphesinde, açıklanamayan öksürük, portal hipertansiyon, siroz, Barrett, üst GİS kanama odağının tespiti ve kanamanın durdurulması, yutulan yabancı cisimlerin çıkarılması için, yemek borusu darlık veya tümörlerinde stent yerleştirmek için...

Endoskopi: Alt GİS


2-Rektosigmoidoskopi:

Kalın bağırsağın son kısımlarının (rektum ve sigmoid kolon) incelenmesi işlemidir. Sedasyon anestezisi uyguladığımız için 5 saat kadar açlık olması gereklidir. İşlemden önce, hemşire hanım tarafından ardaşık iki lavman uygulanmaktadır. Dışkılama sonrası işlem gerçekleştirilir.

3-Kolonoskopi:

Kolonun (kalın bağırsağın) tamamının incelenmesi işlemidir. İdeal olan son 3 gün posasız beslenmedir. Son gece müshil kullanılır ve işlemden önce lavman işlemi uygulanır.
Endoskopi Kimlere Uygulanır ?
Kimlere alt GİS endoskopi yapılır?
Kanamaların teşhis ve tedavisinde, kansızlık (anemi)olan hastalarda, poliplerin saptanması ve çıkarılması ve takibinde, akrabalarında kolon kanseri öyküsü bulunanlar, dışkılama alışkanlıklarında değişiklik, kabızlık veya kronik ishaller, karın alt kadranlarda açıklanamayan ağrı, 50 yaş üstünde tarama amaçlı.

Perkütan endoskopik gastrostomi (PEG) nedir? Kimlere yapılır?

PEG lokal anestezi ve/veya Sedasyon anestezisi ile yapılabilir. Mutipl Skleroz (MS), Alzheimer, felçli hastalar, travma veya tümöre bağlı ağızdan beslenmesini uzun süreli sağlamayacak kişilerde uygulanır. Hastaya ameliyatsız olarak, endoskopik yöntemle mideye beslenme tüpü yerleştirilmesi işlemidir. Hasta böylece burnundan son derece rahatsızlık veren ve solunum sistemini bozan nazogastrik sondaya ihtiyaç duymaksızın beslenebilir. İşlem 10-15 dakika gibi bir sürede gerçekleştirilmektedir.

Buji dilatasyonu kimlere yapılır?

Yemek borusunda tümör, kostik madde alımı sonrası gibi nedenlerle oluşan hastalıklarda seanslar halinde, bujiler ile genişletme işlemi yapılabilir. Tümöre bağlı olan darlıklarda, tıkanıklığı devamlı açık tutmak için stent yerleştirilebilir.
Reflü Nedir ? Belirtileri Nelerdir ?
Reflü’nün kelime anlamı “geriye doğru kaçmak”tır. “Gastroözofageal reflü” yü mide içeriğinin yemek borusuna kaçması olarak tanımlayabiliriz. Burada yemek borusuna kaçan mide içindeki muhteviyat asit olabildiği gibi, bazen de on iki parmak barsağından mide içine ve buradan da yemek borusuna kaçan safra ve pankreas sıvıları olabilir.Bu kaçak belli bir sürenin ve miktarın üstünde olunca ciddi problemlere neden olarak önemli sağlık sorunlarına yol açabilir.
Reflü hastalığı günümüzde .en sık rastlanılan sindirim sistemi hastalığıdır. Reflü bebeklerde bile olabilmektedir. Fakat en sık 30 -40 yaş grubunda ortaya çıkmaktadır. Bebeklerdeki reflü , sıklıkla bebeğin gelişimi ile birlikte ileri tedavi gerektirmeksizin ve sıklıkla 2 yaşına kadar kendiliğinden düzelir. Düzelmediği ve ciddi sağlık problemlerine yol açtığında ilaç tedavileri dahil, ameliyat dahi gerektirecek tedavi yöntemlerine ihtiyaç duyulabilir. Bunun yanı sıra  hamilelerin üçte ikisinde de reflü şikayetleri görülebilir ve hamileliğin sonlarına doğru şikayetler artabilir. Doğum sonrası reflü sıklıkla kendiliğinden geçer.
Reflüde  görülebilen yakınmalar, ağıza acı su gelmesi, göğüste yanma ,göğüs ağrısı, ses kısıklığı, sık farenjit, astım, kronik öksürük, ağız kokusu  şeklinde olabilir.
Yenilen yemeğin geriye doğru kaçması, göğüste yanma veya ağrı hissine yol açabilir ki bu durum en çok kalp hastalıkları ile karışabilir. Yemekten sonra yatıldığında veya öne eğilindiğinde geriye kaçış  ve göğüste yanma daha belirgindir.

Reflü tanısının konulmasında ilk basamak hastanın şikayetleridir. Ağıza acı su gelen ve tipik yanma şikayetleri olan bir hasta asit baskılayıcı ilaçlardan da yarar gördüğünü söylemekte ise büyük olasılıkla sorun reflüdür.

Tanıda ilk yapılması gereken tetkik endoskopidir. Endoskopi’de yemek borusunda asit tahrişine başlı bulgular görülebileceği gibi, reflüye neden olabilecek bir mide fıtığı da teşhis edilebilir.Endoskopi, ayrıca  kanser için risk oluşturan “Barrett mukozası” varlığını saptanmasına ve buradan teşhis için parça alınmasına olanak sağlar.  Ayrıca reflü ile karışabilecek, gastrit, ülser veya kanser gibi hastalıkların ayırt edilmesini sağlar.  Yemek borusunda herhangi bir tahriş olmadan da reflü olabilir. Böyle bir durumda reflü’nün ayırt edilmesinde, yemek borusununa kaçan asitin gösterilmesi(yemek borusunun  24 saatlik asit ölçümü), kaçan muhteviyatın katı, sıvı, gaz olmasının saptanması(empedans ölçümleri) veya safralı sıvının kaçışının gösterilmesi (bilitech)gibi yöntemlere başvurulur.
Reflü hastalığı tedavi edilmediği zaman yemek borusunun sürekli hasarlanmasına bağlı, yemek borusunun kasılmasında sorunlar oluşturarak,  özellikle katı gıdalara karşı yutkunma güçlüğüne yol açabilir. Bu olay kronikleştiğinde, yemek borusu kısalabilir.Bu durum kapalı ameliyat şansını da yitiren hasta grubudur.
En çok korkulan komplikasyon ise ; sürekli tahriş sonarsında yemek borusu alt ucunda kanser gelişimidir. Yemek borusunun alt ucunda “Barrett” diye adlandırılan bir mukoza farklılaşması  gelişmiş ise  kanser oluşma riski  ortalama olarak 100 kat artmaktadır. Barrett  saptandığında reflü cerrahi olarak tedavi  edilmelidir.

Reflü tedavisi, bir takım önlemler ve ilaç tedavisi, veya cerrahi tedavi uygulanmaktadır. Yeni geliştirilmeye çalışılan diğer bazı yöntemlerin ise henüz yeterli bir etkinliği ispatlanmamıştır.

 

Reflü hastalığında alınabilecek bir takım önlemleri sıralayacak olursak:

  •  
    • Yemekten sonra 3-4 saat süre ile yatmamak ve yatağın başını yükseltmek,
    • Öne doğru çok fala eğilmemek,
    • Alkol, bira, kola, veya maden suyu gibi gazlı içeceklerin alımını tamamen kesmek,
    • Nane, soğan, sarımsak, çikolata gibi gıdaların alımından kaçınmak ve baharatlı veya kızartma tarzında yiyecekler tüketmemek,
    • Şişmanlık var ise kilo vermek,
    • Sıkı pantolon giymemek ve sıkı kemer kullanımından kaçınmak,
    • Portakal, limon gibi asitli meyvelerden kaçınmak,
  • Önlemlere ek olarak,  ilaç tedavisi uygulanmaktadır. Asit gidericiler, mukoza yüzeyini kaplayarak etki eden koruyucu ilaçlar ve asit salgılanmasını engelleyen etkili bazı ilaçlar kullanılmaktadır.
    Önlemlere ve ilaçlara karşın rahatlayamayan ya da hayat boyunca bunları uygulamak istemeyip daha çabuk kesin sonuç isteyen hastalarda ise anti-reflü cerrahi yapılması en uygun yöntemdir. 8 – 12 haftalık ilaç tedavisi ve bir dizi diyet ve sosyal yaşam önlemi sonrasında rahatlayamayan ve reflü şikayetleri devam eden hastalarda ameliyat önermek gerekmektedir. Anti-reflü cerrahisi hastanın şikayetlerini ortadan kaldırmak ve ilaçsız bir yaşam için önerilmeli ve uygulanmalıdır. Ameliyatın başarı şansı ortalama olarak %90-95 civarındadır.
    Cerrahi müdahale olarak  “laparaskopik (kapalı) reflü ameliyatı” günümüzde kabul gören en iyi yöntemdir.  Herhangi bir sorun çıkmadığı takdirde ameliyat sonrası, 8 saat sonra hasta, sıvı  gıdaların alınımına başlayabilmekte ve yine ameliyatan sonraki 18-24 saat içinde taburcu olabilmektedir.
    Ameliyattan sonra en çok görülen istenmeyen durum ise, büyük çoğunlukla geçici olan ve daha çok katı gıdalara karşı oluşabilen yutma güçlüğüdür. Böyle bir sorunla karşılaşıldığında, genellikle ortalama olarak 1 ayda kendiliğinden düzelmektedir.

Tırnak batması nasıl olur ?
Tırnak batması genellikle tırnağın yanlış olarak kesilmesine veya aşırı dar ayakkabı giyilmesine bağlıdır. Tırnak köşeleri gereksiz yere ağrı kısaltılır ve yuvarlanarak kesildiğinde batma riski oldukça artmaktadır. Eğer tırnak tedavi amaçlı tamamen çekilirse, uzarken yeniden batmasının riski çok fazla olacaktır. Oysa tırnağın batan köşesi parsiyel olarak, tırnağın yatağı ile birlikte çıkarıldığında, hastalığın yeniden tekrarlama olasılığı düşecektir. Bu işleme parsiyel eksizyon ve tırnak yatak revizyonu demekteyiz.

bilgi  almak için   mail  atabilirsiniz    
Kıl dönmesi ameliyatı ve tedavi yöntemleri nasıl olur?

Pilonidal Sinüs (Kıl Dönmesi) Hastalığı ve Ameliyatı

            Günümüzde pilonidal sinüsün daha çok edinsel (sonradan kazanılan) olduğu kabul görmektedir. Kuyruk sokumunda delikler, sivilce gibi oluşumlar, apse ile kendini gösterebildiği gibi uzun zaman belirti vermeden de bulunabilir. En sık kuyruk sokumu bölgesinde karşılaşılmakla beraber, göbekte ve kasık bölgelerinde de sık oranda görülmektedir. Daha çok erkeklerde olmakal beraber, kadınlarda kasık bölgesinde daha sık görmekteyiz. Kılların cilt altına geçmesine yol açan bazı nedenleri sıralayacak olursak; Vücüdun aşırı kıllı olması, uzun süre oturma, sık banyo yapamama, kuyruk sokumu dar ve derin olan kişiler, şişman olan kişiler biraz daha fazla risk altındadır.

            Kuyruk sokumundaki hastalık için; basit olgularda lokal anestezi ile kılların temizliği ve küretajını takiben "kristalize fenol" uygulanması yöntemini önermekteyiz. Nüks ihtimali biraz daha fazla olmakla birlikte, lokal anestezi ile yapılabilmesi, hastanede yatmayı gerektirmemesi, günlük aktiviteyi etkilememesi işelmin avantajlarıdır. Komplike olan flapli ameliyatı tercih ediyoruz. Kullandığımız flap yöntemi, dünyada da en çok kabul gören flap olan “Rhomboid eksizyon ve Limberg flap yöntemidir. Baklava dilimi şeklinde doku çıkarılarak, sağ kalçadan buraya flap çevrilir. Herhangi bir komplikasyon çıkmadığı takdirde, pansuman ihtiyacı olmaz. Yaklaşık 10 gün sonra dikişler alınır. Oldukça ağrısızdır. Nüks oranları %4-5 civarındadır.

Göbekte yerleşen hastalıkta kılların temizlenmesini takiben "gümüş nitrat" ile yakma işlemini uyguluyoruz.

Gastroskopi öncesi hazırlık nasıldır?
İşlem öncesi en az 8-10 saatlik açlık gerekmektedir. İdeal olan bir önceki akşam yemeğin normal yenildikten sonra aç kalmaktır. İşlemden 5 saat öncesine kadar su, meyve suyu, ıhlamur, açık çay gibi berrak sıvılar alınabilir.
Lazer ile hemoroid (bağsur) tedavisi yapıyormusunuz?
Hemoroidal hastalıkta (bağsur) laser kullanılıyor mu?

Bir çok lazer çeşidi vardır. Eski yıllarda hemoroidal hastalıkta (bağsur) lazer kullanıldığında gerek maliyetin çok yüksekliği, gerek ise lazer ile tedavi sonrasında  enfeksiyon riskleri yüksek olduğu içi tercih edilmemekteydi. Son yıllarda çeitli alanlarda kullanılan "diot laser" teknolojisi hemoroidal hastalık tedavisinde dekullanılmaya başlanıldı. Bunun için özel uçlar geliştirildi ve hemoroid pakelerini, laser enerjisi ile içeriden kurutma imkanı sağlandı.

Avantajları nelerdir?

Öncelikle diğer yöntemlere göre oldukça  ağrısızdır. Bir çok hastamız evine gittiğinde hiç ağrı kesici ihtiyacı duymadığını belirtmektedir. Ayrıca kanama ile gelen hastalarımızda müdahale sonrası kanama hızlı bir şekilde kaybolmaktadır. Hastalarımız müdahaleden sonra aynı gün evine gidebilmektedir. Daha erken işlerine dönebilmektedir. Ayrıca perianal fistüllerin tedavisinde de uygulanabilmektedir.

Bilgi için arayınız
Ülser oluşumunun önemli nedenleri
Günümüzde peptik ülser oluşumunda ve ülserlerin tekrarlamasında en önemli neden Helikobakter Pilori(HP) ve aspirin veya benzeri diğer NSAI ilaçlardır.
  • Helikobakter Pilori, duodenum (oniki parmak barsağı) ülseri olan hastaların %80, gastrik (mide) ülserlerinin %60'ında bulunmaktadır. Bu nedenle HP (+) olan ülser hastalarında, HP'nin tedavisi ülser tekrarını önemli ölçüde azaltmaktadır.
  • NSAI ilaçlar (aspirin ve benzeri ağrı kesiciler) sonucu ülser gelişme riski %5-20 oranındadır. Özellikle daha önceden ülsere bağlı kanama öyküsü olanlar, yaşlılar, yüksek doz ilaç alımı ve beraberinde kortizon türü ilaçların kullanımı riski arttırır.
  • Sigara:Ülser iyileşmesini geciktirir ve takrarını arttırır.
  • Alkol: Daha az etkili olmakla birlikte
  • Çay-kahve: Asit salgılanmasını ve reflüyü arttırmakla birlikte ülser için önemli bir risk faktörü oluşturmadığı düşünülmektedir.
  • Biber ve Baharat: Aşırı miktarda alımı midede hasarlanmalara yol açar.
  • Stres:Ülsere neden olabileceği düşünülmektedir.
  • Genetik faktörler: Ülser hastalarının birinci derece yakunlarında ülser gelişme riski daha fazladır.
Sünnet
            Sünnet, erkeklerde penis başını örten ve koruyan üstderinin çıkarılması işlemidir. Dini veya kültürel gerekçelerle toplum tarafından erkeklere uygulanır. Sünnetin ilk olarak ne zaman ve ne gerekçe ile yapılmaya başlandığına dair kanıt yoktur.
        Özellikle hijyenik olmayan erkeklerde sünnetin AIDS ve diğer cinsel yolla bulaşan hastalıklar ile penis riskini azalttığı tespit edilmiştir. Sünnetin, penisin ısı hassasiyetini artırarak erken boşalma sorununu tetiklediği yönünde veriler bulunmakla beraber tam aksine haz barajını yükselterek erken boşalma sorunu tedavisinde etkili olduğu yönünde veriler de vardır.
         Sünnet Uzman hekimlerce yapılmalıdır. Steril malzeme kullanılmalıdır. Uygunsuz steril olmayan malzeme ile yapılan sünnetlerde yara enfeksiyonlarının yanısıra Hepatit, AIDS gibi hastalıklara yakalanması açısından risk oluşturmaktadır. Ayrıca ehil olmayan kişilerce yapılması sonucu hatalı kesim riski artmaktadır.
         Farklı düşünceler olmakla birlikte sünnetin doğumdan sonraki ilk bir yaşta veya 6 yaşından sonra yapılması tavsiye edilmektedir.
         Yöntem olarak klasik Cerrahi sünnetin iyileşme açısından daha iyi olduğu kabul edilmektedir.
Hipnoz nedir? Tedavi amaçlı nerelerde kullanılır?

Hipnoz ile sigarayı bırakma: Sigarayı bırakmak istiyorsunuz. Bir türlü bırakamıyorsunuz. Hipnoz yöntemini denediniz mi? "Bilinçli hipnoz" tekniği ile "sigarayı" bırakmak mümkün olabilmektedir.

Migren ağrılarından kurtulmak: Migren teşhisi aldınız. Nöroloji doktorunuz her türlü tetkiki yaptırdı. Ek başka bir sorununuz yok. İlaçlara rağmen krizleriniz ile başınız belada. "Bilinçli hipnoz" tekniğinden fayda görebileceğinizi biliyormusunuz?

Fobiler: Yükseklik, ameliyat, endoskopi, böcek, yalnızlık korkusu... gibi pek çok fobi tedavisinde bilinçli hipnoz tekniğinden fayda görebilirsiniz.

Kilo vermek: Diyabet ve hormonal bozukluklarınız yok ve iştahınız nedeni ile ciddi bir kilo sorununuz var. Bilinçli hipnoz teniği ile iştah ve kilonuzu kontrol altına alabilmek mümükündür.

Okul başarısını arttırmak, sınav sresini engellemek, işe veya kitap okumaya konsantrasyonunuzu arttırmak... için bilinçli hipnoz tedavisi uygulanabilmektedir.


Sizde Sorun !
Adınız :
Soyadınız :
E-Mail Adresiniz :
Telefon Numaranız :
Sorunuz :


eCebilisim©2011
Kolonoskopi öncesi hazırlık nasıldır? - Nejatgulgor.com, Kolonoskopi öncesi hazırlık nasıldır?, kolonoskopi, öncesi, hazırlık, nasıldır, özel, doruk, hastanesi, doruktip